Bir çocuk bahçeye çıktığında, yere düşen bir dal parçasını alır. O dal birazdan onun için sihirli bir değnek olur; ejderhaları yener, gökyüzüne yol açar. Aynı dal, birkaç dakika sonra bir geminin direğine dönüşür; hayali denizlerde yol alır. İşte serbest oyun, bu mucizevi dönüşümlerin alanıdır.
Kuzguncuk İmece Anaokulu’nda serbest oyun, sadece çocukların vakit geçirmesi değildir; onların iç dünyalarını ifade etme biçimidir. Çocuk oyun kurarken kendi kurallarını koyar, bazen bozar, bazen değiştirir. Bu özgürlük, hem hayal gücünü hem de özgüvenini besler. Arkadaşıyla bir kule yaparken iş birliği yapmayı öğrenir, sıranın ona gelmesini beklerken sabrı keşfeder, oyunun içinde kaybetmeyi ve tekrar denemeyi deneyimler.
Waldorf pedagojisinde oyun, çocuğun en doğal öğrenme yolu olarak kabul edilir. Çünkü çocuk için oyun; matematikten daha öğretici, sosyal bir deneyimden daha kalıcıdır. Taşları sayarken sayıları öğrenir, hamuru yoğururken ölçmeyi fark etmeden kavrar, rol oyunlarında dilini ve hayal gücünü geliştirir.
Biz biliyoruz ki çocuk, oyunla büyür. Çocuklukta serbest oyunla kazanılan bu deneyimler, yaşam boyu sürecek öğrenme sevgisinin temellerini atar.
Kuzguncuk İmece Anaokulu’nda her gün yeni bir oyun, her oyun yeni bir keşif demektir.
Yorum bırakın